Spiritüel Uyanış

IMG_20190420_194402

Her şey  dönüp kendimi bir kez sorgulamamla başladı. Ne yapıyordum, okuduğum okulların anlamı neydi? ben mi istemiştim.Mutlu değildim ama.Kendi isteklerim olduğunu düşünüyordum aslında…Sorgulayana kadar.Kendime söylediğim yalanlar bir bir ayağıma dolanmaya başlamıştı.Hareket edemiyordum.En son çocukluğumdan sonra kendim olmayı bırakmıştım.İçimdeki ışık ,kendime yaptıklarım konusunda beni kendi elimle köşeye sıkıştırmıştı.İlk adım,FARK ETMEK.Karşılaştığım olumsuz her şey benim eserimdi.Önce kabul ettim. Bu biraz sıkıntılı bir süreçti.Hayat yolum bana yoldan çıktın ve ne kadar uzaklaşırsan acın o kadar artar diyordu.Ruh zihin ve beden bölünmesi yaşıyordum.Ruhum yolunu biliyordu ama ben hep egomu takip etmiştim.İstediğimi sandığım bölümü okudum sonra bir dönemimi işsiz olarak geçirdim iş bulana kadar tek sıkıntım işti, işe başladıktan sonra ise burda bir sıkıntı var hissine dönüştü.İçimden bir ses hayatının sonuna kadar bunu yapamazsın diyordu.Anlamlı birşeyler yapmam gerektiğiyle ilgili çok kuvvetli bir duygu hissettim.Normalde o  kadar korkaktım ki değişiklik yapmaktan ödüm kopardı ama hissettiğim duygular cesarette veriyordu.Ne yapacağım hakkında hiç bir fikrim yoktu ama güdüm çok yüksekti ve ilk defa iç sesimi dinledim.Evren’e sordum ben buraya neden geldim sonra sustum cevapları dinlemeye başladım. Kişiler ,semboller ,aniden farkettiklerim ,karşıma çıkan kitaplar (okuduğum kitapları paylaşacağım)gibi çok farklı şekillerde cevaplar aldım.Kendimi akışa bıraktım ve bunu yaparken güvendim.Bizi yaratan ve her canlıyı koruyan güce güvendim.Sonra beni duygusal açıdan doyurmayan işimi bıraktım daha sonra karşıma  keşfettiğim sevdiğim alanlarla ilgili bir çok fırsat çıktı.Hayat amacımızdan uzaklaşınca hayatımızda pürüzler yaratırız.Bunları fark edersek bir sonraki adıma geçebiliriz.

İkinci adım TEMİZLEMEK.Düşünce yollarımı değiştirmeye başladım,başıma gelen durumlara verdiğim otomatik tepkileri gözlemledim ve kendimi değiştirmeye karar verdim. Aslında değiştirmek değil en son çocukken bıraktığım Ben’e ulaşmaya çalışıyordum.Alışkanlıklarımı, düşünce yapımı değiştirmeye çalıştıkça bedenim buna direniyordu.Nasıl mı? Kendimi gözlemlemem sürerken yoga ve meditasyona başladım 2 ay sonra hormon sistemim bozuldu buna bağlı sivilce  problemiyle karşılaştım.Yaklaşık 1 yıl sürdü.Bu sağlık sorunlarıyla bedenimin bana ne anlatmak istediğini sorgulamaya başladım.Bedenim eski düşünce kalıplarımı dışarı atıyordu.Zaten bedeni yaratan düşünce kalıplarımız, var olan düşünce kalıplarımı değiştirmeye başlayınca bedenim sorun çıkarmaya başladı.En önemlisi vücudun dengesini sağlayan hormonlarım düşüncelerimdeki dengesizlikle sarsılmışlardı.Hastalık bu sorunların dışarı atılma biçimiydi.Korkmadım ,bedenim yeniye uyarlanıyordu.Cildim hassas olduğum konulardan biriydi ve uzun bir süre tedavisi sürdü sonuçta korktuğum şeyi yaşadım:) artık dış görünüşüm konusunda çok da takıntılı değilim. “Spiritüel Uyanış” yazısını okumaya devam et

Simurg’un Hikayesi

Çok çabalayıp istedim,

Yeri göğü aradım,

Hiç mekanda bulmadım,

Buldum insan içinde.

Yunus Emre

simurg

İran tradisyonundaki ismiyle Simurg olarak bilinen bu efsanevi kuş Türk tradisyonunda Kerkes ve Zümrüd-ü Anka, yabancı kaynaklarda ise Phoenix olarak bilinir.İnsan dili bilen,mesajcı,sırdaş,hikmet sahibi ve görünüşünde tüm canlılardan renkler barındıran bir kuş olarak tasvir edilir.Efsanelere göre bu kuş  Kaf Dağının tepesinde Bilgi Ağacında yaşarmış.Bütün kuşlar Simurg’un bilgeliğine inanır işler ters gittikçe Simurg’un onları kurtaracağına inanırlarmış.Ancak içlerinden onu gören olmamış,bir süre sonra kuşlar da ondan ümidi kesmişler.Ta ki kuşlardan biri uzak bir ülkede Simurg’un kanadından bir tüy bulana kadar.Onun var olduğuna inanan bütün kuşlar toplanmış ve Simurg’u bulup ondan yardım istemeye karar vermişler. Kaf  Dağı’na varmak için hepsi birbirinden çetin yedi vadiyi; istek, aşk, cehalet, inançsızlık, yalnızlık, şaşkınlık ve yokluk vadilerini aşmak gerekirmiş.

Kuşlar, hep birlikte uçmaya başlamışlar. İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler. Kuşların kimi Aşk Denizi’ne dalmış, kimi Ayrılık Vadisi’nde kopmuş sürüden. Bülbül güle olan aşkını hatırlayıp geri dönmüş. Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış). Kartal, yükseklerdeki krallığını bırakamamış. Baykuş yıkıntılarını, balıkçıl kuşu bataklığını özlemiş…

Sayıları gittikçe azalmış. Altıncı Vadi “şaşkınlık” ve sonuncusu Yedinci Vadi “yokoluş”ta tüm kuşlar umutlarını yitirmiş. Kaf Dağı’na vardıklarında yalnızca otuz kuş kalmış.

Sonunda sırrı, sözcükler çözmüş: Farsça “si”, “otuz” demektir, “murg” ise “kuş”. Otuz kuş aslında Simurg’muş Simurg’un yuvasını bulunca öğrenmişler ki; “Simurg-otuz kuş” demekmiş. Her biri bir Simurg’muş. 30 kuş, anlamış ki aslında aradıkları sultan kendileriymiş. Gerçek yolculuk, sadece kendine yapılan yolculukmuş.

Simurg kısacası ruhsal aydınlanmayı ,uyanışı, insanın nefsini alt edip içindeki vicdan ve sezgi kanalına yönelmesini sembolize eder.